Kadını “hukuk ve doğru kültür atmosferi” koruyabilir

Haber Tarihi: 05.03.2021
İstanbul Ticaret Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Türkiye Belediyeler Birliği ortaklığında “Kadın ve Tarih Kongresi” düzenlendi. Çevrimiçi düzenlenen kongrenin açılışında konuşan İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, kadının toplumdaki statüsü, eş olma durumu, annelik hali gibi konuların tarih boyunca tartışıldığını ve toplumların kültür kodlarına göre bu tanımların farklılıklar gösterdiğini ifade ederek tarihin farklı dönemlerinde ve topluluklarında kadına bakışa dair örnekler sundu. Çin’de aynı dönemde kendilerine isim verilmeyen ve sayılarla çağrılan; Hint’te ölen eşiyle birlikte yakılan ve bütün dünyada sözleşmelerde alım-satım konusu olan, birçok ilkel kültürde “kötülük ve şeytanla” özdeşleştirilen kadınların bir insan ve birey olarak hakkını o dönemde İslam teslim etti. 



İSLAM, KADINLARI SÖZLEŞMENİN ÖZNESİ OLMAYA YÜKSELTMİŞTİ 

Prof. Dr. Oğurlu, kendi dönemi için devrim niteliğinde değişiklikler getiren İslam’ın kadınları hukuki sözleşmelerin konusu veya nesnesi olma konumunu sona erdirdiğini; o zamana kadar diğer hiç bir kültürde olmadık şekilde sözleşmelerin eşit tarafı olmalarını getirdiğini kaydetti.

Oğurlu, “Kadın İslâm ile bir nesne olmaktan özne olmaya yükselmiştir. Siyasi ve sosyal hayatın bir parçası haline dönüşmüştür. Evlilik sözleşmesinin tarafı olmuş, bilinenin aksine kendisine kocasını boşayabilme hakkı da verilmiştir. Mal edinme ve onların üzerinde tasarruf edebilme hakkı elde etmiştir. Hz. Peygamber döneminde kadınlarla yönetimle ilgili istişareler yapılmıştır. Ancak Peygamberimizden sonra birçok toplumda geriye gidiş meydana gelmiş, kadını değersizleştiren gelenekler, yani İslâm öncesi cahiliye gelenekleri yeniden ortaya çıkmıştır.” dedi.

Günümüzde kadının insan kimliğinden soyutlanarak cinsel bir nesneye ya da ekonomik hayatın içinde bir üretim parçasına indirgendiğini kaydeden Oğurlu, “Kadın ve erkek öncelikle insan olarak eşit ve değerlidir; erkekle “düşman” değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Bugün kadına bakış, kendi tarih ve kültürel kodlarımızdan arındırılmış Avrupa merkezli bir bakıştır. Olması gereken ise evrensel ve yerelin birlikte inşa edilmesidir. Kadın ve erkeği bitmeyecek bir çekişmenin parçasına dönüştürmek, kadına yapılacak yeni bir haksızlık olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Gerek Türkiye’de gerekse dünyada kadına ve kadın tarihine dair yapılan çalışmaların yetersizliğine değinen Prof. Dr. Oğurlu, çalışmaların çok önemli bir kısmında da Avrupa merkezli bir bakışın hâkim olduğuna, ancak bunun da kadını korumaya yeterli olamadığına dikkat çekti. Prof. Dr. Oğurlu, toplumların kültürel kodlarını ve yereli yok saymadan ancak evrensel içeriği de olan makul/rasyonel ve orijinal bir anlayışın geliştirilmesinin gereğine dikkat çekti.  

FATMA ŞAHİN: SAVAŞTA VE GÖÇTE KADINLAR MAĞDUR OLUYOR

Türkiye Belediyeler Birliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, medeniyet, insanlık ve demokrasi tarihinin kadınsız yazılmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek başladığı konuşmasında “Tarih kadınsız yazılamaz ama bugüne kadar gelen ataerkil bakış, tarih yazımında kadının yer almaması gibi ciddi bir sorunu ortaya koymuştur. Hâlbuki dünyanın temelinde kadın ve erkekle kurulan bir düzen vardır. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımızda kadın ve erkeğin eşitliğini, Peygamberimizin hayatını okuduğumuzda kadının toplumun öznesi olduğunu görüyoruz. Ancak 21. yüzyılda hâlâ kadının konumunu tartışıyoruz. Kız çocuklarının okutulmasının sorun olduğu, yoksullukta, göçte, savaşta en büyük mağduriyetin kadınların ve çocukların yaşadığı bir dönemi yaşıyoruz. Artık hızlı bir şekilde bu noktaları düzeltmemiz ve kalkınma yolculuğunu ilerletmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Şehir yönetimlerinde de kadın varlığına vurgu yapan Fatma Şahin, “Kadını merkeze alan, kadın dostu, çocuk dostu, aile dostu bir şehrin nasıl inşa edileceğine kafa yormalıyız. Artık altyapı belediyeciliği sona erdi. Sosyal ve kültürel belediyecilik yükselen bir değer. Şehrin aklını, vicdanını kadın ve erkekle birlikte hayata geçirmeliyiz. Pandemi sonrası bilgi ekonomisinin arttığı yeni bir dünyaya ilerliyoruz. Bu nedenle kadının ve erkeğin birbirinin tamamlayıcısı olduğu bir bilgi ekonomisi ve ehliyeti önemseyen bir bakış açısını ortaya koymalıyız.” dedi.

PROF. DR. ANDI: TARİH YAZIMI KADINA BİGÂNE

Tarih yazımının insan kavrayışının kadınları göz ardı eden bir kavrayış olduğunu belirten Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı, “Hepimiz bilinmek, iyi anılmak, tarih olmak isteriz. Zira bütün varlıklar içinde bir tarihi olduğu idrakine varan yalnızca insandır. Ne yazık ki tarih yazımı bir cinsiyetin, kadınların, yani kabaca insanların yarısının bu bilinme ve anılma arzusuna en başından bigâne kalmıştır. Kadınlar tarih yazımında neredeyse görünmezdir. Tarih disiplinine göre onlar tarih yazmamışlar ve tarihe yazılmamışlardır.” dedi.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin kurucu vakıflarından ikisinin mühim kadın şahsiyetlerin mirası olduğuna hatırlatan Prof. Dr. M. Fatih Andı, “Nurbanu Valide Sultan ve Hatice Turhan Sultan tarihimizin unutulmamış, görünmez kılınamamış özne kadınlarından ikisidir. Siyasi güçlerini hayır ve hasenat işleri için kullanmış, banisi oldukları, bugün bile ayakta olan pek çok eser dolayısıyla hayırla yad edilmiş, arkalarında miras olarak da güçlü vakıflar bırakmışlardır. Bu sebeple de Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi olarak Kadın ve Tarih Kongresi’nin düzenlenmesine katkı vermekten özel bir mutluluk duyuyoruz. Kongre’nin bu alanda yapılan ve bundan sonra da yapılacak olan çalışmalara değerli bir katkı vereceğine inanıyorum.” diye konuştu.

PROF. DR. AŞKIN ASAN: YEREL YÖNETİMLERE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

Üniversitemiz Kadın ve Aile Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aşkın Asan kongrede sunduğu bildiride tarihte kadının rolüne, hikayelerine, başarılarına ilişkin literatürün konu olarak oldukça dar ve genelde yorumdan yoksun olduğunun altını çizdi. Kadınların genelde, tarihçiler tarafından, en basit anlamıyla göz ardı edildiklerini belirten Prof. Dr. Aşkın Asan şu ifadeleri kullandı: 

“Metinlerde kadınların rolleri net değildir. Yani Tarihin kadınları ya görünmezdir ya da basmakalıp kinayelere konu olmuşlardır. Kadınların başarıları ve deneyimlerinin tarihsel çevrede bıraktığı derin etki çok önemlidir. Bunlar açığa çıkarıldığında, tarih kaydedilirken bırakılan boşlukları dolduracak, eminim ki etkileyici ve ilham verici hikâyeler ortaya çıkacaktır. Kongre kitapçığımız basılıp Türkiye Belediyeler Birliği yoluyla tüm belediyelerle paylaşılacak. Yerel yönetimler bu anlamda çok önemli bir konuya parmak basmış olacaklar. Bu kongreyi bir farkındalık çalışması olarak görüyorum. Yerel yönetimler bu anlamda çok önemli. Her belediyenin kültür birimleri var ve bu yolla birçok etkinlik yapıp çeşitli yayınları vatandaşlara kazandırıyorlar. Bu anlamda Türkiye’nin farklı illerinde ve ilçelerinde yaşamış kadınların hikayelerini gün yüzüne çıkarmada yarışacaklarına inanıyorum.”

16 BİLDİRİ SUNULDU
İstanbul Ticaret Üniversitesi, Türkiye Belediyeler Birliği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve ortaklığında Zoom platformunda gerçekleştirilen Kadın ve Tarih Kongresi, alanda çalışan akademisyenlerin çabalarını görünür kılmaya ve demokratik tarih yazımı ihtiyacına katkı sunma amacıyla düzenlendi. Tarihte kadının rolü, deneyimleri, kazanımları, başarılarının ele alındığı, daha insani, katılımcı ve demokratik bir tarih yazımına olan ihtiyacın dile getirildiği Kongre’de 16 bildiri sunuldu.